5 Zi'l-ka'de 1438 | 29 Temmuz 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
Örgütsüz emek
05/07/2017 - 09:09
İsmail KILLIOĞLU

İnsan, toplum olmadan yaşayamaz; hayatını sürdürebilmesi için topluma ihtiyaç duyar. Aynı durum toplum için de söz konusudur, denebilir. Ancak arada fark vardır. Bu şöyle açıklanabilir: İnsanın varlığını, hayatını, kendi benini algılayıp kavrayabilmesi için, maddi ve manevi bakımdan kendine benzer ve kendisi gibi ihtiyaç durumunda bulunan bir diğeriyle ilişki kurması zorunludur. Bu zorunluluğu nedenler temelinde toplumsal, sosyolojik, psikolojik vb. gibi gerekçelendirmelere dayandırmak mümkündür. Nitekim felsefeden siyasete, dinden tarihe birçok alanlar bakımından çeşitli açıklamalar yapılagelmiş, görüşler ileri sürülmüş, kuramlar ve sistemler oluşturmaya çalışılmıştır. Fakat birey olarak insanın varoluşuyla toplumun varlığı, biri diğerinin varlık nedeni olarak ele alınamaz. Onun için, birey olarak insanın varlığı ile toplumun varlığı farklı açıdan ele alınıp incelenmek durumundadır. Basitçe ifade edilirse, birey olarak insan bir varlıktır ve dolayısıyla felsefeden bilimlere kadar birçok alanın, nerdeyse öncelikli konusu ya da öznesi olarak ortaya çıkmaktadır. Toplumun varlığından söz etmek istediğimizde, toplum ile ilgili birçok konu ve kavramın farklı anlamlar içerdiğiyle karşılaşmak kaçınılmazdır. Hatta toplumdan bilinen anlamında varlık olarak söz etmenin yanıltıcı olacağını savunan düşünür ve bilim adamlarından bazıları, mesela ondan ancak bir “sembol” olarak söz edilebileceğini öne sürmüşlerdir. Bazıları da “toplumsal ilişki” veya “ilişkiler ağı” ya da “ilişkiler saçağı” şeklinde nitelendirmenin daha açıklayıcı ve anlamlı olabileceğini belirtmişlerdir.

 
Şöyle bir tesbit yapmak mümkün olmalıdır: Birey olarak insan, kendi varlığının ve varoluşunun, deyim yerindeyse, doğal gereği kendi olarak topluma katılır; ondan etkilenir ve onu etkileyebilir. Toplum, birey olarak insanların birbirleriyle ilişkilerinin ve ihtiyaçlarının bir gereğinin ve bunun yansımasının ortamı olarak ancak algılanabilir. Fakat bütün bunlardan ibaret değildir. Bu bağlamda toplum, ister bir “sembol” olarak, isterse bir “ilişkiler saçağı” şeklinde algılansın, her şeyden önce bir örgüt veya örgütlenme/örgütleşme olasılığı biçiminde somutlaşmaktadır. Örgütlenme veya örgütleşme olasılığı temelinde toplumun kimliğini tesbit etmek mümkün hale gelebilmektedir. Başta tarih olmak üzere sosyoloji, iktisat, siyaset, hukuk gibi temel sosyal bilimler yanında diğer bilgi alanları da toplumun bu örgütlenmesi, örgütleşmesi bağlamında işlemekteler, çalışmaktadırlar, denebilir. Mesela toplayıcı, avcı, tarım, ticaret veya sanayi, teknoloji ya da bilgi toplumu gibi tanımları bu çerçevede anabiliriz.
 
İnsanın ihtiyaçlarının çeşitlenmesi ve farklılaşması, toplumsal ilişkilerin, eşdeyişle ilişkiler ağının da nitelik, hatta nicelik değişimini etkiler. Teknik ve daha geniş anlamda kültür ve uygarlık kavramlarına böylece ulaşılır. Ancak ihtiyaçlar ve ilişkilerin örgütlenmesi “kurum” olgusunu ve kavramını da temellendirir. İnsanın, dolayısıyla toplumun ihtiyaç ve ilişkilerinin örgütlenişini, yanı “kurum” olgusu ve kavramını sabit, değişmez, her zaman ve yerde aynı mahiyet ve nitelikte varlığını sürdüren şeyler olarak algılama sonucunda, kaçınılmaz olarak yanlış benzetmelere, kıyaslamalara ve yargılara varılmaktadır. Sözgelimi, beslenme insan açısından nasıl bir ihtiyaç ise, inanç da insana ilişkin, onun varlığında içkin olan bir ihtiyaçtır. Toplumsal ilişkilere, dolayısıyla örgütlenme ve kurumlaşmaya etki ve tepkisi de kendine özgü şartları gerektirir. Tarım toplumu ilişki ve örgütlenmesi, mesela genellikle ataerkil aile kurumunu öngörürken, sanayi ilişkisi ve örgütlenmesi çekirdek aileye evrilmektedir. Tarım toplumunda toprağın mülkiyeti temel ilke olurken, sanayi toplumunda sermaye ve emek başat ilkeler haline dönüşmektedir.
 
Bu noktada temel ve tarihi bir çelişki ortaya çıkmaktadır. Toplumsal ilişkilerin örgütlenmesinde ve kurumlaşmada sermaye ve emeğin mahiyet ve niteliklerini dengeleyici bir düzenleme yoluna gidilmediği takdirde, toplumsal ilişki toplumdan başlayarak insanın varlığını zedeleyici bir özellik almaktadır. Bunun acı ve çarpıcı tecrübesini 12 Eylül 1980 darbesiyle insanımız ve toplumumuz yaşamaktadır. Sermaye merkeze alınmak suretiyle onun istemleri ve ihtiyaçları öncelikli olarak düzenleme yoluna gidilmiş ve emek istisnai, hatta olmasa da olur gibi bir sakil anlayış yaklaşımıyla değerlendiriliştir. Mantıkça kabulü zor birtakım olur olmaz gerekçeler ileri sürülmüştür. Mesela “bizde sendika yok, batının bir kurumu” gibi. Oysa burada söz konusu olan emeğin, ihtiyaçlar ve şartlar gereği bir araya gelerek örgütlenmesidir. Böylece toplumun sağlıklı gelişmesi, barış ve güvenliğin, hak ve adaletin gerçekleşmesi imkân dâhiline girer. Özü itibariyle insanı istismar etmeye dayalı kapitalizm bile emeğin örgütlenmesini kendi çıkarı için gerekli görmüşken, bizde hala dar kafalı “patron” mantığıyla çalışma hayatını zapturapt altında tutma güdüsü etkinliğini sürdürmektedir. Özellikle karar verici konumda olanların bu anlayışta olmaları, toplum ve insan için büyük bir talihsizliktir.
YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
26/07/2017 - 09:22 Kör göze sürme çekmek
19/07/2017 - 09:09 İnsana bakmak
05/07/2017 - 09:09 Örgütsüz emek
28/06/2017 - 08:53 Batı çöker mi?
21/06/2017 - 11:00 İktidar ve devlet
14/06/2017 - 09:50 Sorgulama ve özeleştiri
07/06/2017 - 09:39 Uluslararası hukuk ve Filistinli esirler
31/05/2017 - 10:17 Açlık
24/05/2017 - 15:07 Evin içi
17/05/2017 - 09:16 “Ağaç kesen, baş keser”
10/05/2017 - 09:19 Kamu bilinci
26/04/2017 - 09:07 Bir halkoylamasının düşündürdükleri
19/04/2017 - 09:01 Geçmişten geleceğe
12/04/2017 - 09:10 Kurum ve bürokrasi-II
05/04/2017 - 09:03 Kurum ve bürokrasi
22/03/2017 - 09:13 Sıradanlıktan kurtulamamak
08/03/2017 - 09:56 Kör göze sürme çekmek
01/03/2017 - 09:58 “Direnen adam”
22/02/2017 - 09:43 Irmak ve insan
15/02/2017 - 09:09 Önyargı ve açıklık
08/02/2017 - 09:08 Birey ve iktidar
01/02/2017 - 08:58 Amerika’nın Trump’ı
25/01/2017 - 09:13 Bir hukuk felsefecisinin bakışında hukukun görünümü
18/01/2017 - 09:09 Boğulan ideal
04/01/2017 - 09:06 Düşkün yönetimler
28/12/2016 - 09:04 Önyargı ve açıklık
21/12/2016 - 08:59 Dogma ve düşünce
14/12/2016 - 09:10 Şiddetin Örgütlenmesi
07/12/2016 - 09:23 Birkaç Odun
30/11/2016 - 09:55 “Direnç ve özgürlük” ya da “Değirmen yele karşı”
16/11/2016 - 09:01 Geçmişten Geleceğe
26/10/2016 - 09:01 Niçin savaş
19/10/2016 - 09:38 Ucuz kan-II
12/10/2016 - 09:19 Ucuz kan
05/10/2016 - 09:25 Korku ve kural
28/09/2016 - 09:17 Savaş ve Akıl
21/09/2016 - 11:49 Kitap
16/09/2016 - 17:34 Merak ve soru
03/08/2016 - 09:34 Birey olarak insan - II
27/07/2016 - 09:28 Toplumsal ve siyasal olayın mantığı
20/07/2016 - 09:43 Birey olarak insan
13/07/2016 - 09:08 Devletin işlevleri ve birey - ııı
22/06/2016 - 14:48 Devletin işlevi ve birey - ıı
15/06/2016 - 10:30 Devletin işlevleri ve birey - I
09/03/2016 - 12:44 İnsana egemen olmak
01/07/2015 - 10:54 Tuzağa düşmek
22/04/2015 - 11:00 Kutlu Doğum ve Süleyman Çelebi
07/01/2015 - 11:59 Özeleştiri
10/12/2014 - 12:26 Tek Kişilik Parti
26/11/2014 - 11:04 ŞERRİNDEN EMİN OLAMAMAK
05/11/2014 - 11:07 Gelenek ve Gelecek II
16/04/2014 - 14:26 529..
04/09/2013 - 07:42 Kurum yoksunluğu
17/07/2013 - 07:53 “Batıcı Devşirme” sistemi
03/07/2013 - 12:48 Kahramanmaraş üzerine yayınlar ve Yaşar Alparslan
05/06/2013 - 00:11 Şiirin şehrinde
15/05/2013 - 12:20 Ürün de fazla, fiyatlar da
08/05/2013 - 12:52 Necip Fazıl’ı anmak
06/03/2013 - 13:17 Sorun ve yöntemi
20/02/2013 - 14:46 Adaletin gereği
13/02/2013 - 12:43 Küreselleşme ve ahlâk II
23/01/2013 - 14:31 Gerçeksiz algı
09/01/2013 - 09:23 İbn Haldun demişti ki! II
19/12/2012 - 09:41 Siyasal Fatalizm
12/12/2012 - 07:11 Cehalet kıyameti
05/12/2012 - 10:24 Cemil
28/11/2012 - 08:42 Olan, oldurulmak istenen değil mi?
21/11/2012 - 08:01 Kuram mı, uygulama mı?
07/11/2012 - 08:01 Adalet ve Siyaset
31/10/2012 - 10:00 Düşünce ve maytap
24/10/2012 - 11:29 İlkel dürtü
17/10/2012 - 08:19 Suriye Sorunu
10/10/2012 - 00:37 Tek kişilik parti
26/09/2012 - 10:02 Balyoz ve hukuk
19/09/2012 - 01:45 Etki Tepki
12/09/2012 - 09:56 Eksik Olan Sistem Olmasın
05/09/2012 - 09:33 Düşüncenin Çiçeği
29/08/2012 - 09:26 Yeni Devir
 
Siyonist İsrail polisi namaz sonrası cemaatten 13 kişiyi yaraladı
İslam Birliği’ne inanmalıyız
İşgal polisi, Aksa kapısındaki cemaate saldırdı
20 Temmuz yeniden doğuştur
Adalet Bakanı Bozdağ'dan 'tek tip kıyafet' açıklaması
Allah’a şükür salâlar galip geldi
Darbenin üssüne yürüyoruz
Karamollaoğlu: Akla ziyan bir tutuklama
Suudi Arabistan'dan Katar açıklaması
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa KAYA
Kudüs Ana Gibidir
Hayati OTYAKMAZ
Şu iki adamdan beni kurtar!
Atilla MEHDİGİL
Kral çıplaak! Kral çıplaak! Kral çıplaak!
Feyzullah AYDOĞAN
Öğretmen atamalarında hakkaniyet ve liyakat yerine siyaset iddiası
Mustafa İŞCAN
Doğum borçlanmasını kadın bakan çözer mi?
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Ekrem ŞAMA
15 Temmuz programları
İshak BEYAZAY
Ey Kudüs! Kanayan yaram!
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Fitne ve Fesat Yangınları
Ali Haydar HAKSAL
Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Hedefin Yeni Adı: “Camdan Saray”
Zeki CEYHAN
İzi kaybolan silahlar!
Mevlüt ÖZCAN
Sihir ve büyü helak eder
Mahmut TOPTAŞ
Fidanlar!
Prof.Dr.Ata ATUN
Anastasiadis’in politik iflası
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm Coğrafyası ve “Kaostan Kaynaklanan Düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
İslam ve Beni İsrail
Mustafa YILDIRIM
Yaş yetmiş hâlâ emekli olamamış
Burak KILLIOĞLU
Sessizlik ve atalet…
Şakir TARIM
Kudüs ve Filistin’e Adil Düzen ihtiyacı
İsmail KILLIOĞLU
Kör göze sürme çekmek
İbrahim VELİ
Olağanüstü miting olağandışı katılım
Abdülkadir ÖZKAN
Irak’tan sonra Suriye petrolü de paylaşıldı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz